|
ANAL FİSTÜLLER
VE ABSELER
Anüs ve rektum bölgesinin en sık görülen ve
en problemli hastalıklarından birisi de ANOREKTAL ABSELER VE FİSTÜLLER
olup sebep ve başlangıç şekli muhtelif olmakla birlikte abse ve
fistüllerde ortak noktası ; tedavisi ve kontrolu genellikle zor , zaman
zaman akut hecmelerle seyreden akıntılı , kronik seyirli ve kişiyi
biyolojik , anatomik , fizyolojik ve psikolojik olarak yoran ,
komplikasyonlu bir bakteriyel enfeksiyondur.
Halk arasında fistüller , kelime benzerliği
sebebiyle anal fissürlerle karıştırılır . Fissür , anüsteki çatlak veya
yırtıklara denir . Fistül ise anüsten birkaç santimetre uzakta , abse sonucu
oluşan akıntılı deliklerdir .
Anorektal abseler genellikle gürültülü başlar
ve cerrahi drenajdan hemen sonra belirgin bir rahatlama olur ; ancak
akıntı azalsa bile
tamamen kesilmez ; drenaj yerinde
sürekli veya ikide bir akıntı yapan delik şekline , yani fistüle
dönüşür . Demek ki abse ve fistül ; ayni hastalığın iki yüzüdür . Abse ,
anüs veya rektum civarındaki bir anatomik boşlukta cerahat toplanmasıdır .
Fistül de ; bu absenin cilde veya başka bir komşu anatomik bölgeye
açılarak sürekli akması ve absenin kronikleşmesidir.
PERİANAL ABSELERİN
VE FİSTÜLLERİN SEBEPLERİ VE OLUŞ MEKANİZMASI
En sık sebep , anal kanalın 2 cm kadar
ilerisinde , dentat cepler içinden sfinkter kasları arasındaki, muküs
salgılamakla görevli CRYPTOGLANDULAR (kripta=mini cep) bezlerinin içine
giren gaita(dışkı) ve bakterilerin , bir şekilde kripta içinde hapsolup
kalması,burada, üremeye çok uygun ortamda hızla çoğalması sonucu cerahat ve abse
oluşmasıdır(Şekil 1)(Fig 16-1a.b-S-151;Marti). Cerahat ve abse, Şekil 2 ve 3'te
(Fig 16-2.a.b,c-----Fig 16-4 S-152 ;Marti) görüldüğü gibi ,abseler, her
hastada farklı yönlere ilerleyerek,anüs ve rektum lümeni dışında farklı yerlere
lokalize olabilir.Lokalizasyona göre bunlara; PERİANAL, İNTERSFİNKTERİK,
İSKİOREKTAL, PELVİREKTAL ve AT NALI abse denir. Bunlardan perianal abseler
en yüzeyel ve en sık görülenidir; pelvirektal abseler ise çok şükür en az
görülenidir.

Ayrıca anal bölgeye yönelik iğne, bistüri ve
benzeri cerrahi veya trvmatik herhangi bir delici alet ve cisimlerle yapılan
müdahaleler veya muhtelif kazalar ile de abse oluşabilir. Anüsün yaygın bir
hastalığı olan kronik anal fissürileri de abseye dönüşebilir. Crohn ve ülseratif
kolit gibi enflamatuar barsak hastalıkları,barsak tüberkülozu, perianal bölge
cildi ter bezi kanallarının kıl dönmesi gibi bir sebeple iltihaplanması
(hidradenitis supurativa) sonucu dıştan içeriye anüs lümenine sessizce fistülize
olması, bir de anorektal kanserlerin dışa doğru delinmesi ile de abse ve
fistül gelişebilir.
ANOREKTAL ABSE SEMPTOMLARI: Anüs
civarında,bir iki gün veya birkaç haftada gelişen ağrılı gerginlik, sertlik
veya şişlik; dışkılamada zorluk; bazan anüs içinden gelen az bir iltihap;
kasık bezlerinde şişme; bazan da sebebi ilkin anlaşılamayan ateş veya idrar
tutukluğu veya halsizlik ve iştahsızlık şeklinde olabilir.
Muayenede, sıklıkla, anal bölgede bir asimetri,
üzeri kızarık veya hassas, az ödemli şişlik görülür. Rektal tuşede,anüs veya
rektum duvarında çok ağrılı,fluktuan şişlik farkedilir.Abse drenajı sırasında
,anoskopi yapılabilirse,%30-40 hastada,anal kanal duvarında iltihabi akıntı
gösteren kripta girişi,yani absenin başlangıcı olan iç orifis
görülebilir.
ANOREKTAL ABSELERİN
TEDAVİSİ
Tereddütsüz cerrahi drenajdır, yani
boşaltmaktır;çünkü kendiliğinden veya antibiotik ile gerileyip tamamen
iyileşmeleri çok çok nadirdir.Erken boşaltılmayan abseler,eninde sonunda
kendiliğinden delinirler ve daha kompleks sorunlu fistüllere
dönüşürler.
1-Perianal abseler:Anüs çıkışına
ve cilde yakın oldukları için hemen daima,basit bir lokal anestezi ile
edilebilirler.Cerahatın rahatlıkla ve tamamen boşalması ve nüks olmaması için ;
absenin en yumşak ve en tepe noktasından ,1x2 cm'lik bir cilt eksizyonu
yapılmalı ve abse poşu fazla kurcalanmamalı,çünkü bakteriemi veya septik şok
gelişebilir.İlla,seton koymak gibi daha definitif bir girişim
planlanıyorsa,önce, İ.V. olarak geniş sprektumlu bir antibiotik injekte edilmeli
ve işlem regional veya genel anestezi altında yürütülmeli.
2-İntersfinkterik abseler:Odukça
derinde oldukları için muayene ve cerrahi girişimlerinde sıklıkla lokoregional
veya genel anestezi gerekir.Antibiotk injeksiyonundan sonra,intersfinkterik
mesafe hizasından , hilal şeklinde küçük bir deri eksize edildikten sonra,
intresfinkterik alanın dışına çıkmadan diseksiyon yaparak abseye
ulaşılır.Cerahat boşltılır ve abse duvarındaki nekrotik debris kürete edilip
yıkanır ve antibiotik melhem doldurulur.Eğer iç orifis bulunup,SETON
yerleştirilebilrse,daha da iyi drenaj ve definitiv tedavi
sağlanabilir.
3-İskiorektal ve pelvirektal
abseler:Çok derinde oldukları için mutlaka kaudal,lokoregional veya
genell anestezi ile drene edilirler.Mümkünse ,suçlu anal kripta ve iç orifis
bulunup SETON dren yerleştirilir.Stile veya metal prob
ile iç orifis aranırken sert davranıp yapay bir iç orifis ve yanlış bir fistül
yolu oluşturulmamalı.Preoperatif ultrasonografide veya bidigital muayenede
m.levator ani yukarısında da abse farkedilirse,levator kaslar ayrılarak,ayni
yoldan, orası da drene edilmeli ve drenajın süreliliği için kalıcı kauçuk dren
yerleştirilmeli ve cilde sütüre edilmeli.
Anorektal abselerin, rektum lümeni içinden
drenajı sakıncalı ve komplikasyonlu olup asla tercih
edilmemeli.Ancak,divertikülit,apendisit veya Crohn hastalığı gibi pelvik
veya Douglas abseleri,rektum lümeninden drene edilebilir.
Drene edilen abseler kendiliğinden tamamen
kapanır mı ve ne kadarı kronik fistüle dönüşür? Maalesef % 30 kadarı
fistülize olur ve % 5 -25'i de , önce iyileşip , ilk bir yıl içinde
nükseder . Demek ki çoğu abse , drenajdan sonra tamamen iyileşiyor . Eğer abse
açılışı genel veya regional anestezi altında yapılırsa , drenaj insizyonu geniş
tutulup yeterli küretaj ve iyi bakım yapılırsa ; kr. fistül oluşma riski %3.7'ye
de düşebilir (Ramanujam).
Antibiotik verilmeli mi? Abse
etrafında geniş sellülit varsa ; definitif cerrahi girişim ihtimali varsa , kalp
kapak hastalığı veya protez kapak varsa ; antibiotik gerekir .
Abse drenajı sırasında , seton , lay open
gibi definitif ilave işlemler yapılabilir mi? Evet ; yapılabilir ;
ancak iç orifisin bulunması şarttır ve iç orfisin bulunabilme ihtimali %14 ila
%24 kadardır . İntersfinkterik veya aşağı transsfinkterik abse gibi aşağı
konumlu abselerde , iç orifisten dıştaki drenaj yerine kadar , boydan boya
açılıp (lay open) , fistül gelişimine izin vermeyerek , tek
aşamalı bir müdahale ile definitiv olarak tedavi edilebilirler . Daha yüksek
konumlu abselerde ise , iç orifis bulunabildiği takdirde ideal bir drenaj
ve düzgün bir fibröz fistül temini için seton yerleştirilebilir .
Ancak seton yapımı için kullanılacak ipler , 4 veya 5/0 monoflaman naylon veya
polyester olmalı ; geçirilecek ip sayısı iki veya üçü geçmemeli ; iplerin dışta
kalan uçları gevşekçe ve ayrı ayrı düğümlenmeli , yoksa kalın ipler ve
düğümler , arada kalan perine cildinde tahriş ve ağrı yaparlar . 3-6 hafta sonra
definitif işlemin ikinci aşamasında ; kesilecek dış sfinkterin kalınlığına ,
inkontinens ihtimaline göre fistülotomi , kesici seton , fistülektomi ,
rerouting , advancement rektal flap veya intersfinkterik corout ve sütür tekniği
uygulanır.
Drene edilmiş abselerin takibi nasıl
olmalıdır?Yara , drenajı engellemeyecek şekilde , bol pamuklu pet ile
gevşekçe kapatılmalı ; hasta her tuvalete çıkışta veya günde 3 kez 15'er dk ılık
suya oturmalı ; haftada 1 kez kontrole gelmeli ; 3-6 hafta sonunda fistülün
tedavisine bakılmalı.
ANOREKTAL (PERİANAL)
FİSTÜLLER
Perianal fistüllerin %90'ı kriptoglandüler
originlidir ; yani anal kanaldaki mukus bezlerinin bulunduğu cepçiklerden
kaynaklanır ; %10'unda ise sebep ; anal fissür , kıl dönmesi , hemoroid
ameliyatı , Crohn , ülseratif kolit , tüberküloz , aktinomikoz , kanser
gibi spesifik nedenlerdir.
Fistüllerin üçte biri , herhangi bir abse belirtisi
vermeden başlar ve spesifik bir sebep de bulunamaz.
ANOREKTAL FİSTÜLLERİN BELİRTİLERİ:
Anüs yakınında , çamaşırı kirleten , az kanlı , bazan dışkının da karışımı ile
pis kokulu , yeşil-sarı renkli , bazan da kanlı , ilthabi akıntı yapan ;
sık sık leblebi büyüklüğünde şişmeler ve birlikte hafif ağrı ve
hafif ateş yapan ve akınca da rahatlayan delik ; başlıca
belirtilerdir.
MUAYENEDE ; akut abse durumu yoksa
, perianal bölgede az akıntılı bir orifisten başlayıp cilt altından anal kanal
mukozası altına doğru uzanan sert bir bant palpe edilir . Fistülün konumu
yüksek seviyeli ise , bant palpe edilemez . O zaman bimanuel muayeneye geçilir ;
böylece hem fistül traktının eksternal sfinkteri delip geçtiği seviye , hem
de iç orifisin yeri anlaşılabilir . Eski bir kural olan Goodsall kuralına
göre , anüsün arka tarafındaki fistüller düz bir hat ile anüse açılırken ön
tarafındaki fistüller yay çizerek ve açı yaparak ilerleyip anüse açılırlar ;
dolayısı ile daha komplikedirler . Ayrıca birden fazla fistül traktı da
oluşturabilirler . Bu kural halen geçerlidir .
Fistülün lümen içi originini tespitte en
etkilli ve emniyetli , hem de pratik yöntem , az visköz bir
MELHEMİN veya 1/3'LÜK OKSİJENİN dış fistülden
trakt içine injekte edilmesidir . Oksijen , gerektiğinde endosonografinin
etkinliğini de arttırır ve ayrıca metal prob (stile) uygulamasının aksine
ağrısız ve komplikasyonsuzdur . METAL STİLE ile probe etmeden
önce basit bir lokal anestezi yerinde olur . Metal stile , dış orifisi verifiye
etmede yararlı , ancak iç orifisi tespitte zararlı olabilir ; örneğin false
orifis oluşumuna yol açabilir.
Teşhiste FİSTÜLOGRAFİNİN değeri
az olup yoruma olumlu katkısı %24'tür , bazan yanlış yorumlara
da yol açabilir.
ENDOANAL ULTRASONONGRAFİ , BİLGİSAYARLI
TOMOGRAFİ VE MRI ; iç orifisi , fazladan bir abse ve fistül traktı
veya süpriz bir ek lezyon olup olmadığını , komşu organlarla ilişkiyi
göstermek açısından çok faydalı ancak pahalı modern görüntüleme yüntemleridir
.Teşhis ve tedavide zorlanılan veya başarısız kalınmış hastalarda
endikedir.
SINIFLAMA: Kriptoglandüler
originli bir fistül traktı , anal sfinkterleri delip geçtikten sonra , yukarı ,
aşağıya , yana doğru veya daha farklı alanlara ilerleyerek kompleks lezyonlar
oluşturabilir . Bunların anatomik yapılarla ilişkisine uygun olarak
sınıflandırılması , cerrahi tedavinin planı açısından önemlidir . Parks ve
arkadaşlarının fistülleri sınıflaması şöyledir:
1-İntersfinkterik: a) Basit , yüzeyel
trakt, b) Yüksek kör sinüs, c) Rektuma açılan yüksek trakt,
d) Perianal cilde açıklığı olmayan fakat rektuma açık trakt, e) Ekstrarektal
trakt, f) Pelvik hastalık originli trakt.
2-Transsfinkterik: a) Komplike olmamış
trakt, b) Yüksek kör sinüs.
3-Suprasfinkterik: a) Komplike olmamış
trakt, b) Yüksek kör sinüs.
4-Ekstrasfinkterik: a) Normal perianal
fistül originli, b) Travma originli, c) Anorektal hastalık originli, d) Pelvik
inflamasyon originli.
İntersfinkterik ve transsfinkterik fistüller ,
diğerlerine göre daha sık görülür .
FİSTÜLLERDE CERRAHİ
TEDAVİ
Anal fistüller cerrahi tedavi olmaksızın
iyileşmezler . İyileşmesi için kaynağın kurutulması , yani anal kanal
içindeki fistül başlangıç orifisinin yok edilmesi gerekir . Bunu yaparken
şunlar gözönünde tutulmalıdır : 1) Abse , tamamen açılıp kürete edilmeli veya
eksize edilmeli , 2) Fistül traktı , fistülotomi veya fistülektomi tekniği ile
giderilmeli , 3) Sekonder traktlar drene edilmeli , 4) İnkontinensten kaçınmak
için eksternal sfinkterin tamamına yakını korunmalı , 5) Minimal skar ile
emniyetli bir iyileşme sağlanmalı.
Yüzeyel fistüllerde fistülün basitçe açılması
(fistülatomi), genellikle kolay ve başarılı iken yüksek fistüllerde bazı
sorunlar yaşanır . Dolayısı ile uygulanan yöntem sayısı çoktur .
Perianal fistüllerde uygulanan başlıca cerrahi
yöntemler şunlardır :
1-Tek aşamalı fistülotomi (lay out) veya fistülektomi
: Lokal , regional , kaudal , pudental , spinal veya genel anestezi
altında , perineal , intersfinkterik ve low transfinkterik fistüllerde , trakt
içine sokulan bir metal prob boyunca fistül traktı , üzerindeki cilt ve mukoza
ile birlikte insize veya eksize edilir. Fistülotomide , granülasyon dokusu
kürete edilir , etrafındaki sert fibröz doku ise korunur . Eğer
fibröz dokuile birlikte traktın tamamı
eksize edilip çıkarılırsa, buna fistülektomi denir ki o zaman geride bırakılan
cerrahi yara büyük olur ,
iyileşmesi gecikir , anüste keyhole (anatar deliği) deformitesi ve bir miktar inkontinens
yani kaçırma gelişebilir .
Mamafih , yara kenarları kontinü teğel sütür ile inverte edilerek yara
küçültülebilir veya dentat çizgiden itibaren mukoza ve cilt sütüre edilerek
kapatılır , sadece distal yara ucu açık bırakılır , böylece hem hemostaz
sağlanmış olur , hem de keyhole deformitesi önlenmiş olur . Yaranın tamamen
sütüre edilmesi tavsiye edilmez ; çünkü hematom ve nüks oranı artar .Yara
iyileşmesini hızlandırmak için split-thickness deri grefti de konulabilir ; greft
atsa bile iyileşme çabuk olur.
Perianal fistüllerin tedavisinde,eskiden beri
ve halen en sık uygulanan yöntem,genel anestezi veya bölgesel anestezi yardımı
ile,iç orifisten başlayıp dış orifise kadar ,kronik abseyi veya akıntılı
yolu,bir miktar sfinkter yapısını da kapsayacak şekilde,baştan aşağı kesip,açmak
(lay out) ,veya marsupialize etme tekniğidir.Halen perianal fistüllerin %90’ında
biz de ayni yöntemi uyguluyoruz ve çok şükür gaz-gaita kaçırma veya nüksetme
gibi sorunlarla ,nerde ise,hiç karşılaşmıyoruz.Yüksek tip fistüllerde ise eski
yöntem,gevşek SETON,yani ip ile kesme yöntemi uygulanmaktadır.
2-Gevşek Seton ile uzun süreli drenaj
ve İki aşamalı cerrahi tedavi : Yüksek fistüllerde , yani fistül
traktının , eksternal sfinkterin %30'undan daha fazlasını içine aldığı veya
Crohn'da , inflamatuar hastalıklarda , sekonder trakt ve abse şüphesinde veya
akut abse döneminde ( iç orifisin bulunup probe edilebildiği durumlarda)
trakt içinden iki veya üç adet 3-4/0 naylon veya bir adet monoflaman ince ip
geçirilerek gevşek seton yöntemi ile drenaj ve fistül traktının
olgunlaşması sağlanır . Cildin
tahriş olmaması için iplerin uçları ayrı ayrı ve gayet gevşek olarak ayrı ayrı
birbirine bağlanır .
Az bir bakımla pü drenajı 3-4 hafta içinde iyice azalır , fistül traktı ve özellikle dış orifis ve abse uzantıları toparlanır ,
düzgün ve olgun , iyice fibrotik bir fistül traktı elde edilir . Bu andan itibaren, inkontinens riski düşük , herhangi bir definitiv cerrahi tedavi uygulanabilir
; hatta efektif bir fistulutomi (lay open) bile yapılabilir veya kesici seton
takılabilir.
3-Kesici
seton:Genel veya regional anestezi altında , fistül traktı içinden bir
adet 1 no. naylon ip veya daha az travmatik olması için ince bir lastik bant, örneğin ambalaj lastiği geçirilir ; uçları eksternal sfinkteri
8-36 hafta içinde yavaş yavaş kesmesi için makul bir sıkılıkta, örneğin 2-3
haftada bir kısaltılarak bağlanır .
Bağlama işleminden önce , tahrişi ve ağrıyı önlemek ve süreyi kısaltmak için ,
lastiğin değip yaralamaması için, anoderm ve perineal cilt ve cilt altı yağ dokusu ve içten de mukoza ile
birlikte internal sfinkter kesilir;eksternal sfinkter ise tamamen korunur ve
cerrahi yara 3/0 krome ile marsupialize edilir (Şekil 1,
sayfa 99,Fig 12.5 ve Şekil 2,sayfa 100,Fig 12.6;Robin). Hasta 3 hafta sonra
kontrola çağrılır ve lastik bant sıkılmaya başlanır . Eksternal sfinkter
kesilene kadar sıkılama işlemi 2-3 haftada bir yenilenir . Sıkılamada 3/0
ipek veya Baron band ligatöründen yararlanılır . Her şeye rağmen %7 vakada az
çok bir inkontinens gelişebilir.
4-Rectal Mucosal Advancement veya sliding flap
(yama kaydırma): Özellikle yüksek seviyeli, yani sfinkter kaslarının
%30 'un dan fazlasını içine alan perianal fistüllerde, daha gelişmiş ve kısa sürede iyileşmeyi sağlayan bu modern yöntemde
fistül traktı ve iç orifis eksize veya kürete edildikten sonra proksimal mukozadan flep
(yama)
kaydırılarak iç orifis kapatılır . Başarı şansı %70-%96 dır .Oysa seton
(ip),yöntemi,aylarca doktora gelgiti gerektiren, yorucu,sık olarak acıtıcı,
sıkıcı ve hayli acıtıcı bir tekniktir ve artık terk etmek gerekir.Onun yerine
“rectal mucosal sliding flap”,yani kısaca “yama” tekniğidir.Şekil…..’de de
görüldüğü gibi,fistül yolu kazındıktan sonra , iç orifisin , rektum duvarından
hazırlanan bir flep ile kapatılması , konforlu , komplikasyonsuz ve başarısı çok
yüksek bir yöntemdir.Tedavi 1 haftada tamamlanmakta ,hastaya herhangi bir yük
getirmemekte,en önemlisi gaz gaita kaçağına yol açmamaktadır.
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
|
|
|
5-İntersfinkterik sütür : Önerilen
bu yeni yöntemde intersfinkterik mesafeden fistül traktına
ulaşılarak önce fistül traktı , kriptoglandüler septik odakla birlikte corout
tekniği ile eksize edilir , sonra yine intersfinkterik mesafeden , önce iç
orifis , sonra diğer kesiler 2/0 poliglaktin veya vikril ile onarılır . Başarı
şansı yüksek görülmektedir .
Sonuç ;
Anorektal fistül cerrahisi zor ve sabır isteyen bir iştir . Konuya yani
başlayanlar için başarı şansı hayli düşüktür . Ameliyat sonrası iyileşme
süreleri , düşük seviyeli fistüllerde 6 hafta ; yüksek seviyelilerde 16 haftadır
. Cerrahi tedavilerden sonra başlıca 3 komplikasyon gelişir : 1) Nüks, 2)
İnkontinens, 3) Mukorektal prolapsus.
Nükslerde en önemli sebep , iç
orifisin bulunamadan işlemin
sürdürülmesidir ki bu oran
%10'dur . Girişim çok iyi olduğu halde , yine nüks oluyorsa , Crohn
hastalığı düşünülmelidir.
İnkontinenslerde en önemli sebep , iki
aşamalı cerrahi tedavi sürelerinin arasındaki zamanın kısa tutulması ;
inflamasyon ; doku deformitesi ; fistulektomilerde ve bazan fistülotomilerde
eksternal sfinkterin %30'dan fazlasının zayi edilmesidir . İnkontinensi önlemede
en iyi yöntem ; sliding
flap'tir .
Mukorektal prolapsus , anorektal ringin
kesilmesi sonucu , anorektal mukozanın anüs dışına çıkarak oluşan anatomik
deformiteyi kapatmaya çalışmasıdır . Pek semptom vermeyen bu komplikasyonu
illa da düzeltmek gerekiyorsa , abdominal rektopeksi
yapılır.
KANSER : Anorektal fistüllerde nadir de
olsa , uzun süreli iltihabi irritasyon sonucu mukoid adenokarsinoma
gelişebileceğini unutmamak gerekir.
REFERANSLAR:
*Lunniss PJ and Phillips R : The intershincteric
approach ; In Phillips RKS and Lunniss PJ "Anal fistula" ; first edition ,
1996, pp 114-121
*Goldberg SM and Garcia-Aquilar J : The cutting
seton ; In Phillips RKS and Lunniss PJ "Anal fistula" pp 95-102
*McCourtney JS , Finlay IG (1995) Setons in the
surgical management of fistula -in-ano . Br J Surg 82: 448-452
*McCourtney JS , Finlay IG (1996) Cutting seton
without preliminary internal sphincterotomy in the management of complex high
fistula-in-ano. Dis Colon Rectum 39:55-58
*Marti M-C and Givel J-C (1998) Anorectal abscesses
and fistulas ; In Surgical Management of anorectal and colonic diseases ;
Springer , Germany. pp 151-166.
|